İstanbul’da bomba gibi bir soruşturma var… Gazeteci Cem Küçük, dün gözaltına alınmışdı ve bugün savcılık ifadesi tamamlandı. Küçük, tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada şüpheli sıfatıyla ifade veren Küçük’ün savcılıktaki sözleri ortaya çıktı. İnanılır gibi değil, dosyada neler var neler…
Bakın şimdi anlatıyorum. Savcılık sorgusunda Cem Küçük’e, televizyon programında Berkay Gezgin’in hesabına İBB iştiraklerinden para aktarıldığını ve bunun MASAK raporlarında yer aldığını söylediği hatırlatıldı. Küçük ise ne dedi? “Ben o MASAK raporlarını hiç okumadım” dedi. Yani yayında rapora atıf yapmış ama raporu hiç görmemiş. Konuşulan konu MASAK raporlarıyla ilgili olduğu için öyle söylemiş. İşin ilginç yanı, Küçük ayrıca Berkay Gezgin’e her ay yaklaşık 1 milyon lira aktarıldığı yönündeki algının doğru olmadığını, toplamda yaklaşık 1 milyon lirayı kastettiğini söyledi. Yani aylık değil, toplamda 1 milyonmuş…
Neyse devam ediyorum. Dosyada bir başka dikkat çekici bölüm var. Medya Kritik programında Fatih Keleş’in evinde “balya balya 2 milyon dolar bulunduğu” yönünde açıklamalar yapmışdı Cem Küçük. Savcı bunu sorduğunda ise Küçük, bu bilgiyi başka bir gazetede yer alan habere dayanarak kullandığını söyledi. Ama sonra ne mi oldu? İddianameyi incelediğinde haberin doğru olmadığını görmüş. Bunun üzerine açıklamasını düzelttiğini, özür dilediğini anlattı. Yani önce yayınla, sonra düzelt…
Asıl bomba ise hani şu hediye meselesi. Devlet Hava Meydanları İşletmesi eski daire başkanı Mehmet Cemil Acar ile yazışmalar var dosyada. Savcılık tespitlerine göre Cem Küçük, 10 Ocak 2025 tarihinde Acar’a “Senin hediyeler ne oldu?” diye mesaj atmış. Devamında neler konuşulmuş dersiniz? Ayakkabı numarası, teslim alınacak Beymen mağazası ve ürünün kasaya bırakılması… Yani kasadan alınacak bir çift ayakkabı. Küçük’ün daha sonra ayakkabıyı teslim aldığını bildirdiği tespit edilmiş. Savcılık ifadesinde ayakkabıyı aldığını kabul eden Küçük, bunun sadece yeni yıl hediyesi olduğunu savundu. Haber ya da işlem karşılığında verilmediğini söyledi. Ama soru şu: Bir daire başkanı neden bir gazeteciye Beymen’den ayakkabı alsın? Hani yılbaşı hediyesi…
Aynı kişiyle yapılan başka bir yazışma ise daha da vahim. DHMİ içerisindeki bazı iddialar Cem Küçük’e iletilmiş ve “Bir baksana konuya, yapar mısın bir şey abi?” denmiş. Küçük’ün buna cevabı ise net: “Külliyeye ilettim”. Savcılıkta bu yazışmayı doğruladı Küçük. Ama herhangi bir menfaat amacıyla değil, kendisine iletilen sorunun çözümüne yardımcı olmak için bu cevabı verdiğini anlattı. İnanır mısınız, bir gazeteci kendisine iletilen sorunu Külliyeye iletiyor…
Para transferleri kısmı da cabası. Savcılık, Cem Küçük’e Sezer Sezginer isimli bir kişiden hesabına 14 ayrı işlemle toplam 99 bin lira gönderildiğini sordu. Küçük ise ne dedi biliyor musunuz? “Ben bu kişiyi tanımıyorum, hesabıma neden para gönderildiğini bilmiyorum” dedi. İfadede, tanımadığını söylediği bir kişiden hesabına defalarca para gelmesine ilişkin herhangi bir açıklama getirememesi dikkat çekti. Yani tanımıyorsun ama 14 kez para geliyor hesabına. İşte böyle…
Bir de Kıbrıs merkezli Diyalog Gazetecilik var. Bu şirket tarafından Cem Küçük’ün hesabına 17 ayrı ödeme yapılmış. Küçük bu paraların çeviri hizmetleri karşılığında ödendiğini savundu. Ama asıl mesele şu ki; bu çalışmalara ilişkin sözleşme, fatura, makbuz ya da yazışma bulunmadığını kabul etti. Yani ortada belge yok. Ayrıca Çin merkezli GB Times Global tarafından yapılan ödemelerin de geçmiş yıllarda yaptığı yorumculuk faaliyetlerinden kaynaklandığını öne sürdü. Geçmiş yıllarda yapılan işlerin parası şimdi mi geliyor? Acaba…
Savcılık ifadesinde Adnan Oktar suç örgütüyle bağlantı konusu da gündeme geldi. Küçük, örgüt lehine faaliyet yürüttüğü yönündeki iddiaları reddetti. Ancak Adnan Oktar’ın yurt dışından gelen kitaplarını ekibiyle birlikte ücret karşılığında çevirdiğini kabul etti. Yani çeviri yapmış ücret karşılığında. Ayrıca 2012 yılında bir iftar programında görüştüğünü ve A9 televizyonunda bir kez canlı yayına katıldığını da doğruladı. Sadece bir kez, bir iftar programı… Ama kitapları çevirmiş, ücretini almış…
Asıl dikkat çeken ise telefon meselesi. Cem Küçük, gözaltına alındığı sırada cep telefonunun şifresini vermemiş. Savcılık sorgusunda da şifreyi paylaşmak istemediğini beyan etmiş. Bir gazeteci neden telefonunun şifresini vermek istemez? İçinde ne var acaba? İşte bu soru, soruşturmanın en kritik noktası…
Dosyada bir de gizli tanık ifadesi yer alıyor. Gizli tanık, Cem Küçük’ün para karşılığında lehte veya aleyhte yayın yaptığını, Tahir Sarıkaya üzerinden para aldığını ve yayın yoluyla baskı kurduğunu iddia etti. Siyah gözlüklü Tahir Sarıkaya yani… Küçük ise bu iddiaların tamamını reddederek iftira niteliğinde olduğunu savundu. Bakalım bu iftira mı yoksa gerçek mi?
Cem Küçük’ün savcılık ifadesi tamamen ortaya çıktı ve ortada çok soru işareti var. “Senin hediyeler ne oldu?” mesajı, Beymen’den alınan ayakkabı, tanımadığı kişilerden gelen paralar, verilmeyen telefon şifresi ve Külliyeye iletilen konular… Şimdi gözler mahkemede. Tutuklama talebiyle sevk edilen Küçük için ne karar çıkacak? Bu sorunun cevabı merakla bekleniyor. Türkiye’nin gündemi yine kaynıyor, gelişmeleri takip etmeye devam ediyoruz…
Kaynak: Orijinal Haber