Boşanma, akıllı telefonlar ve kısıtlamalar: BBC, Taliban’ın Afganistan’ı nasıl yönettiğine tanıklık etti
Şibirgan’da vâl Abdullah Sarhadi, bir çocuğun kırık kolunun tedavisi için maddi yardım sunarken, ofisinde 18 yaşındaki Tuba’yı karşılaştı. Tuba, uzun süredir yaşadığı evlilikte şiddet gördüğünü ve boşanmak istediğini vurguladı. Vâl Sarhadi, kadının bu kararı geri çekmesi için sözlü bir ikna girişinde bulundu; “Akıllı bir kadın olmalı, zekân var” diyerek Tuba’yı evlilikten vazgeçmeye teşvik etti. Tuba ise “onur ve haysiyetim zaten zedelendi” diyerek evlenmeyi sürdürmeyi reddetti.
Tuba’nın evlilikten ayrılma isteği, Taliban’ın şerîat kuralları ve sosyal kısıtlamaları içinde şekilleniyor. Kadınların ortaokula bile gitmesinin yasak olduğu bir ortamda, evlilikten tazminat olarak verilen başlık parasının dört katını talep eden koca, aile tarafından ödenmeye istekli değildi. Vâl Sarhadi, Tuba’ya kendi odasını vermeyi teklif etti ve kadının dövülmemesi konusunda yetkililere uyarıda bulundu; aksi takdirde hapse atılabileceğini belirtti. Tuba’nın babası, mahkeme yoluyla boşanma davası açacaklarını söyledi.
Senin de hatırlaman gerekir ki Sarhadi, eski tip cep telefonunun elinde olup, akıllı telefon yasağının iş süreçlerini yavaşlattığını sözlü olarak açıkladı. “Önceden hızlı mesaj gönderebiliyordunuz… belgeleri hızlıca yanıtlayabiliyordunuz” diyerek iletişimde yaşanan aksaklıkları özetledi. Ayrıca, 1990’larda yıkılan Bamiyan Buda heykelinin kurtarıcı olarak kendisinin sorumluluğunu kabul etti. Bu açıklama, Taliban’ın kültürel baskı politikalarının günümüzde de sürdüğünü gösteriyor.
Tuba’nın durumu, Taliban’ın ikinci kez iktidara gelmesinin ardından kadın hakları ve iletişim özgürlüğü konularında yaşanan sıkıntıların somut bir örneğini sunuyor. Bu gelişmeler, hükümetin uygulamaları ve toplumsal normlar arasında devam eden gerilimin bir yansıması olarak değerlendirilebilir.

