Ay’daki gizemli sarsıntıların kaynağı çözüldü: Meğer insan yapımıymış
Ay, uzun yıllardır aktif volkan ya da büyük fay kırılmalarına sahip olmayan sakin bir gök cismiydi. 1972’teki Apollo 17 görevi sırasında astronotlar tarafından yerleştirilen sismometreler, 1976‑1977 döneminde kaydedilen mikro depremleri gün boyunca izledi. Gündüz 121 °C’ye, gece ise -97 °C’ye kadar düşen sıcaklık farkı regolit yüzeyini sürekli genişletip sıkıştırarak doğal termal depremler oluşturuyordu. Bu depremler, NASA’nın Apollo 17’deki ekipmanları sayesinde kaydedildi.
Bilim insanları, sabah saatlerinde tespit edilen düzenli ve ritmik sarsıntıların jeolojik bir olaydan ziyade Apollo 17 iniş aracının metal yapısının güneş ışınlarına maruz kalması sonucu oluştuğunu belirledi. Güneş ışınları iniş takımını ısıtıp malzemeyi hızla genişleterek mikroskobik düzeyde çıtırdamalara yol açıyor. Araştırmacılar, bu sarsıntıların her sabah güneşin doğuşu ile uyumlu olarak beş ila altı dakikada bir tekrarladığını rapor etti.
Bu buluş, gelecekteki kalıcı Ay üsleri ve astronotların yeniden uzaya gönderilmesi planları için kritik veriler sunuyor. Yeni nesil uzay araçlarının tasarımında, Ay yüzeyindeki aşırı termal gerilimler göz önünde bulundurulmalı. Ayrıca, Ay’ın derinliklerine dair bilinmeyenleri çözmede sismik dalgaların su buzu rezervlerini tespit etmede kullanılabileceği vurgulandı. Ay’ın Güney Kutbu’ndaki gölgeli kraterlerde güneş ışığı görülmeyen alanlar bulunuyor; bu bölgelere yerleştirilecek yeni sismometrelerle yer altındaki su buzu rezervlerini tespit etmek mümkün olabilir, çünkü sismik dalgalar su üzerinden geçerken belirgin biçimde yavaşlar.

